Ana Sayfa Yaşam Çocuk Yanımız

Çocuk Yanımız

13
3

ÇOCUK YANIMIZ

Çocuk yanını itip kakmamalı insan.Lazım olmayan bir eşya gibi bırakmamalı tavan arasına..Göremeyeceği yerlere kaldırmamalı çocukluğunu..
Unutmuş, sanki hiç cocuk olmamış gibi yaşamamalı hayatı..İnsan çocukluğunu cebinde
taşıyabilmeli, kendi büyüsede çocukluğunu cebine atıp yanında
gezdirebilmeli…Bu kadar vefasız olmamalı insan. Çocukluğuna, belkide
hayatta tek masum kaldığı o ana…Bence en büyük vefasızlığa uğrayan;
Çocukluğunu görmezden gelen insandır…En büyük kaybı yaşayan ise; Çocuk
yanını kaybeden insandır..Ne acı..Oysa insan farkında bile değil; Mutluyken
de, ağlarken de çocuklara nasıl benzediğinin…

Reklamlar

Her insan hayata yaradılış fıtratı sebebiyle günahsız, hatasız tertemiz bir
kalple gönderildi…Küçücük gözlerle baktı ilk hayata, minicik ellerle
hissetti…Anne sütüyle hayata tutundu.. Azıcık büyüdü çocuk oldu..Küçük
şeyler mutlu etti, hayal dünyasında nelere şahit oldu, oyun oynarken her şeyi
unuttu, masallara inandı, düştüğünde ağladı, bazen sebepsiz yere ağlamaları
oldu..Ama her zaman anne ve babanın şefkatine, merhametine, onların sıcak
kucağına, dünyada eşi benzeri olmayan o sevgiye, ilgilerine ihtiyacı oldu..ilk
günden bu güne kadar tek beklentisi sevgi ve güven oldu..Zaman geçsede bu
hiç değişmedi…

Hepimizin hayatı, çocukluğu farklı farklı tabiki. Kimimiz belki hiç anne
babasını göremedi, kimimiz anne ve babasını erken kaybetti, kimimiz küçük
yaşta hayata atıldı, hatta çoğumuzun hiç oyuncağı bile olmadı, kim bilir..Ah!
Yaşadıklarımız, ah! yaşamak zorunda kaldıklarımız… Hikayelerimiz farklı
olabilir…Ama hepimizi ortak noktaya getiren, en güzel çocuk yanımızdı;
MASUMLUĞUMUZ…

Minikti kalbimiz ama; Tüm dünyaya yeterdi iyiliğimiz..Evet! bir çocuk. Sadece
bir çocuk kalbi yeter tüm çirkinlikleri unutturmaya…’Keşke dünyayı çocuklar
yönetseydi’ diye boşa mı demişler? Belki imkansız bu. Ama; birçok insan
çocuk yanını, iyi niyetini, en saf, en güzel hislerini çocukluğunda
bırakmasaydı mümkün olabilirdi..Mesela, günümüzde çoğu insan; Sevdiği bir
insana bile teşekkür ederken, özür dilerken veya onu sevdiğini dile getirirken
zorlandığını söylüyor. Bizler sevdiğimiz bir insana dahi teşekkür
edemiyorsak, hoşlanmadığımız birine karşı ne yapacağız ? Bunun üzerine
biraz kendimizi sorgulamakta fayda var.

Çocukken hiçbirimiz böyle değildik, çocuk yanımızı uyandırabilmek ve o kalbi yaşatabilmek bizim elimizde. biz
düşünmedikçe, yürekten hissedemedikçe, hayaller kurmayı bıraktıkca teslim
oluyoruz…Ne diyor yazar; ‘..Çünkü büyüdük, yağmurdan kaçar gibi
büyüdük…Ve içimizdeki o sevgiyi, neşeyi, cesareti, eğlenceyi, deliliği sokak
ortasında unuttuk.’

Böylece güzel şeyleri farkedemiyor ve hayata olumsuz bakıyoruz. Mesela, bu
soğuk günlerde kar veya yağmur yağdığında; Trafiği, hastalığı, üşümeyi,
ıslanmayı vs. dert edip ömrümüzden geçen bir kışın daha güzelliğini fark
edemeden, yolcu ediyoruz…
Tüm iyilikleri de, güzellikleri de, hayatı yaşanılabilir kılan küçük
mutluluklarımızı da biz yok ediyoruz. Çocukken böyle miydik hiç?

Minik kalbimiz onca güzellikle doluydu..Kar yağar ve saatlerce üşüdüğümüzün
farkına varmadan oyunlar oynardık. Sadece kardan adamımız eridiğinde
dertlenirdik…

Ve biz çocukken kolay küserdik ama kolay affederdik…Öyle ki; Hayatın
çirkinliklerine, karanlık yüzüne rağmen çocuklar kolay affeder…Barışı ve
mutluluğu hırslarından daha çok severler…Keşke bizlerde öyle olabilseydik…
Bazen en değer verdiğimiz insanın bile kalbini kolaylıkla kırabilir olduk, sonra
günlerce küs kaldığımız insanlar oldu. Hatta ben bunla bidaha asla
konuşmam dediklerimiz oldu. Görünce bir selamı, bir tebessümü dahi
birbirimizden esirger olduk..Olmasaydık keşke böyle. Keşke inadımız,
gururumuz ilişkilerimizin önüne geçemeseydi…Keşke gözümüzü kararttığımız
o hırslarımız olmasaydı…Kendimiz için istediğimizi kardeşimiz
içinde isteyebilseydik…Paylaşabilseydik..Bence günümüz insanının en büyük
sorunu konuşmayı ve paylaşmayı becerememesidir…

Duygu ve düşüncelerimizi konuşmaz, doğru ve yanlışları tartışmaz, güzellikleri
paylaşmazsak insan olmanın, aynı dünyada beraber yaşamanın ne anlamı
olabilir?

Hayata dair düşünce ve tecrübelerimizi başkalarıyla paylaştıkça kendimizi
yenileriz. Kendini yenileyen, kendi yolunda daha huzur ve güvenle ilerler. Biz
iyiliği, güzellikleri paylaşmazsak dünya her geçen gün kararmaya devam
edecek. Bunu paylaşabilmenin, hayata işleyebilmenin en güzel yolu ise çocuk
yanımıza tutunmak, ona sarılmak olucak. Bir şarkıda da geçtiği gibi; ‘İçindeki
çocuğa sarıl, sana insanı anlatır.’ sözünden hareketle içselleştirmeliyiz.
Çünkü masumiyetin doğucağı yer çocuk yanımızda saklı…

Ayşe KARATEKİN

3 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here